30 Temmuz 2009 Perşembe

PAMUK PRENSES'TEN KARÇOCUK'A...ANGELA CARTER

KARÇOCUK

Kış ortası; aşılmaz geçilmez, lekesiz bembeyaz. Kont ile karısı at gezintisinde, adam boz bir kısrağın sırtında, kadının atıysa kara, kara tilkilerin ışıl ışıl kürklerine sarınmış kadın ve kızıl topukları olan yüksek, kara, pırıl pırıl çizmeler giyiyor, mahmuzları da kızıl. Çoktan yağmış karların üstüne taze taze kar düşüyormuş; kar durunca bembeyaz olmuş bütün dünya. “İsterdim ki karbeyaz bir kızım olsun, “diyor Kont. Yola devam ediyorlar. Karda açılmış bir çukura geliyorlar. İçi kan dolmuş çukurun. Diyor ki Kont: “İsterdim ki kankırmızı bir kızım olsun.” Yine devam ediyorlar yola; ileride bir kuzgun, çıplak bir dala tünemiş. “İsterdim ki şu kuşun tüyleri misali bir karakızım olsun.”

Tarifini bitirdiği anda Kont, orada dikiliyormuş işte kız, yolun karşısında, bembeyaz teni, kıpkırmızı dudakları, kapkara saçlarıyla ve çırılçıplak; erkeğin arzusunun çocuğuymuş o ve Kontes ondan nefret etmiş. Kont kızı tutup bindirmiş ata, eyerin ön kısmına oturtmuş, oysa Kontes’in aklında tek bir düşünce varmış: Nasıl kurtulurum şundan?

Kontes eldivenini düşürmüş karın üstüne ve kıza gidip bulmasını söylemiş; atını mahmuzlayarak kızı orada bırakıp gitmekmiş amacı, fakat Kont demiş ki : “Ben sana yeni eldiven alırım.” İşte o anda Kontes’in omuzlarını örten kürkler havalanıp kızı sarmalamış. Sonra, donmuş bir gölün yanından geçerlerken elmas broşunu atmış Kontes: “Göle dalıp getir onu bana, “ demiş. Fakat Kont demiş ki: “Balık mı o, bu soğukta yüzsün?” İşte o anda Kontes’in çizmeleri ayaklarından fırladığı gibi kızın bacaklarına geçivermiş. Artık eti sıyrılmış, kemik kadar çıplak kalmış Kontes, kız ise kürkler içinde ve çizmeli; Kont üzülmüş karısı için. Hepsi çiçek açmış güllerle dolu bir çalılığa varmışlar. “Bana bir gül kopar. “ demiş kıza Kontes. Demiş ki Kont: “Bak, işte buna karşı çıkamam.”

Böylece bir gül koparmış kız, parmağına diken batmış, kanı akmış, feryat etmiş ve yere yıkılmış.

Ağlayarak atından inmiş Kont, pantolonunu çözmüş ve erkeklik organını ölü kızın içine sokmuş. Kontes, yerinde duramayan atını dizginleyerek dikkatle izlemiş onu; çok geçmeden işi bitmiş adamın.

Sonra erimeye başlamış kız. Az sonra hiçbir şey kalmamış geriye, bir tek, kuşun birinden düşmüş olacak bir tüy; karın üstünden, tilkinin birinin öldürdüğü bir hayvandan kalmışa benzer bir kan lekesi ve çalılıktan koparılan gülden başka. Kontes’in bütün giysileri yeniden üstündeymiş. Uzun elleriyle kürkünü okşamaktaymış. Kont gülü almış, yere kadar eğilerek karısına sunmuş, ama güle değdiği anda elinden atmış onu Kontes. Demiş ki:

“Batıyor!”

Kanlı Oda’dan (2001) Karçocuk. Çev: Özden Arıkan-Pınar Savaş

Hiç yorum yok: