14 Kasım 2009 Cumartesi

GÖZDEN KAÇMIŞ KİTAPLAR

Gözden kaçmış olağandışı kitaplar

Suzan Samancı/Korkunun Irmağında

Suzan Samancı Çağdaş Türk Edebiyatının alternatif isimlerinden. Mekân, dil ve “öteki” üçgen sorunsalını en ince ayrıntılarla okura anlatan Diyarbakırlı yazar, kimlik, benlik, kuşatılmışlık, delilik ve travma temalarını Güneydoğu bölgesine odaklanarak olağanüstü hallerle—kaos, terör, baskı ve bireyin üzerinde yabancılaşma ve yıkıcı etkiler—büyülü Diyarbakır atmosferinde anlatır okura. Özellikle Reçine Kokuyordu Hêlîn (1993) ve Suskunun Gölgesinde (2001) öykü kitapları Almanca, Flamanca, İspanyolca, İtalyanca ve İsveççeye çevrilmiştir. Korkunun Irmağında (2004) ise Suzan Samancı’nın ilk romanı. Korku metaforunun gerek kent gerekse kent insanları—özellikle kadınlar—üzerinden işleyen Samancı, kendisini de anlatıcı olarak romana katarak Güneydoğu’nun her türlü olumsuzluğuna karşın yöresel deyiş ve sözcüklerle büyülü –mitik dili ile bir üst-kurmaca çerçevesini yakalar. Ne var ki bu ilk roman, çeşitli olumlu eleştiriler almasına karşın çok da göz önünde olamamış ve gerçekte üstünde daha çok düşünülmesi gereken alternatif bir anlatıdır. Yazarın Kürt kimliği, dil-kimlik sancısı ve Güneydoğu insanını, kaosu, olağanüstü hal gerçekliğini olağan bir biçimde ele almayıp mitolojiyle bezenmiş büyülü ve şiirsel bir atmosferle okura aktarması geleneksel edebi kalıpların dışındadır. Dolayısıyla bu bağlamda romanın kurgusuna ve Samancı’nın hem dışarıdan ancak çokça da içeriden bakan diline alışmak gerekir. Samancı’nın kurgusu aslında yalınlık ve dolaysız bir anlatımda derin bir yoğunluk ve lirizm içerir. Romanın kurgusu bu anlamda roman karakterlerinin anlatıcı dışında çok da öne geçmemesine zemin hazırlar. Bu ilkin zorlayıcı edebi bir kurgu gibi görünse de yazarın yaşadığı Güneydoğu gerçekliğinin tüm çıplaklığıyla ele alınmasının birincil koşulu olarak görünür. Bu nedenle Korkunun Irmağında çok da kolay okunamayan, alt metinler, güncel ve siyasi göndermeler içeren katmanlı bir anlatıdır ve belki bu nedenle farklı edebi disiplinler üzerinden hâlâ daha ayrıntılı bir biçimde incelenmeyi bekleyen bir eserdir.

Samancı’nın ve aynı zamanda roman anlatıcısının ince ayrıntılarla bezediği “Öteki-leştirmeye”, ötekinin diline, yaşamına çift yönlü yaklaşabilmek, özellikle coğrafya, mekân ve dil bağlamında “susturulan”, “korkutulan, “deliren” kadınlara içeriden ve kuramların soyutluğu dışından –pratiklikte-bakabilmek için Korkunun Irmağında çağdaş (kadın) yazınında göz önünde bulundurulması gereken eserlerden.

Gore Vidal/Gayri Resmi Amerikan Tarihi-1876

Gore Vidal “Gayri Resmi Amerikan Tarihi” adı altında yedi ciltlik bir dizi kitapta (Burr, Lincoln, 1876, Empire, Washington D.C, Hollywood, The Golden Age) Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluş tarihini anlatır. Vidal'ın eserleri özellikle günümüz Amerika'sını anlamak için gerçekte büyük önem taşır. Amerikan tarihinin bir aile ve çevresinin yaşadıkları etrafında romanlaştırıldığı bu dizi Düello ve Lincoln ile başlar. Her iki kitap da Türkçeye çevrilmiştir. Şimdi ise bu diziye 1876 çevirisi ile devam ediliyor. 1876’da da tarihe alternatif bir biçimde yaklaşır Gore Vidal. Hacimli bir “nehir roman” diyebileceğimiz bu dizinin 1876 adlı kitabında ise daha ön planda bulunan bir dizi siyasi olay anlatılır. Bu, General Ulysses Grant'ın ardından başlayan yeni başkanın seçim sürecidir. Bu seçim, Amerikan tarihinde daha sonra birtakım uğursuz olaylar zincirinin ilk halkasını da oluşturur. Güney eyaletlerinde “şaibeli seçimler hikâyesi” ise 1876 yılında başlar. 1876 tüm ayrıntılarıyla Amerikan imparatorluğunun gerçekte entrikalarla ve yozlaşmış gerçeklerle dolu iç yüzünü anlatan ve tarihsel romana geleneksel kalıpların dışında yaklaşan büyük bir anlatıdır. Dahası, tarihsel bir üst-kurmaca diyebileceğimiz bir biçimde tarihsel olaylara, siyasi seçime oyunbaz yeni bir bakış açısı ve doğrusal neden-sonuç ilişkisine dayalı olmayan yepyeni bir metinsellik getirir. Gerçekte hem Amerikan tarihinin geçmişini, bugününü ve geleceğini anlamak için Vida’lın 1876’sı geniş bir olanak sağlar okura. Ancak 1876, Türkçeye henüz çevrilmesine ve bu sıra dışı özelliğine karşın gözden kaçmış bir tarihsel romandır; gerek siyasi açıdan gerekse metinselliği açısından henüz çok da incelenmemiştir. Bu durumunun en muhtemel sebebi Vidal’ın birçok siyasi göndermeye hatta Amerikan mitolojisine açık olan dilinin fazlasıyla metafor yüklü olmasıdır. Gore Vidal dilini çözümlemek için sıkı bir Amerikan siyasi tarihi takipçisi olmak da gerekir. Böylece Vidal’ın sözcük oyunlarını, geleneksel Amerikan tarihi içinde bir aile etrafında oluşan alternatif-karşı bir tarihsel roman yazım girişimi daha net anlaşılır. Dahası, Gayri Amerikan Tarihi serisinin Türkçeye çevriliş serüveninde serinin ard arda birbirini takip etmesindeki sürenin de uzaması, okurların 1876 ile organik bağlarını zayıflatır. Dolayısıyla olağandışı olarak adlandırabileceğimiz 1876 hâlâ daha derinlikli okunmayı ve incelenmeyi beklemektedir.


Seçki: Deniz Gündoğan

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Deniz Hanım, Suzan Samancı'nın Korkunun Irmağı'da gerçekten çok başarılı ve özgün bir roman, Oğuz Ataylar, Yusuf Atılganlar Bilge Karasular nasıl çok anlaşılmamış,ama bugün ve yarın da okunacaklarsa Korkunun Irmağı'nda da okunacak. Bu anlamda görüşlerinize katılıyorum.
ERSİN

Deniz Gündogan dedi ki...

Merhaba Ersin Bey,

Yorumunuz icin cok tesekkur ediyorum. Evet, daha niceleri var...Ve zamanla... Oguz Atay, Bilge Karsu ve daha nice ustalar icin günler düzenliyoruz, okumalar yapıyoruz... Suzan Samancı gibi çoklu ve öte-beride yaşayıp gören nice dil ustası da bekliyor, demleniyor ve bence her geçen gün, çok hızlı olmasa da, kendi sesini daha sağlam biçimde yerleştiriyor yazın dünyasına...